Yönetim sistemi nedir? Yönetim sistemleri

Yönetim Sistemleri

Yönetim sistemi, bir organizasyonun yönetim süreçlerini düzenlemek, takip etmek ve iyileştirmek için kullanılan bir çerçevedir. Bu sistem, bir işletmenin stratejik hedeflerine ulaşmasını sağlamak için kullanılan yönetim uygulamalarını içerir. Yönetim sistemi, birçok farklı bileşenden oluşur ve bu bileşenler bir araya gelerek şirketin başarısını etkileyen faktörleri yönetir. Bu makalede, yönetim sistemi kavramını detaylı bir şekilde ele alacak ve işletmelerin başarılı bir şekilde yönetim sistemleri kurmasına yardımcı olacak önemli ipuçlarını sunacağız. Yönetim Sistemi Nedir? Yönetim sistemi, bir işletmenin veya organizasyonun hedeflerini gerçekleştirmek için kullanılan yapılar, süreçler ve yöntemlerin bütünüdür. Bu sistemler, işletmelerin faaliyetlerini etkili bir şekilde planlama, yönlendirme, izleme ve kontrol etmelerine yardımcı olur. Yönetim sistemleri, belirli bir standarda veya çerçeveye dayanabilir ve işletmelerin süreçlerini organize ederken tutarlılık ve süreklilik sağlar. Yönetim sistemlerinin amacı, işletmelerin faaliyetlerini etkin bir şekilde yöneterek başarıya ulaşmalarını sağlamaktır. Bu sistemler, birçok farklı disiplini kapsayabilir ve işletmelerin kalite, çevre, iş sağlığı ve güvenliği gibi konularda performanslarını iyileştirmelerine yardımcı olur. Yönetim sistemleri, işletmelerin faaliyetlerini sürekli olarak gözden geçirmelerini, hedeflerine ulaşmak için stratejiler geliştirmelerini ve performanslarını ölçmelerini sağlar. Yönetim sistemleri genellikle standartlara dayalı olarak oluşturulur ve uygulanır. Örneğin, ISO 9001 (Kalite Yönetim Sistemi), ISO 14001 (Çevre Yönetim Sistemi) ve ISO 45001 (İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi) gibi uluslararası standartlar, işletmelere yönetim sistemlerini kurma ve sürdürme konusunda rehberlik eder. Bu standartlar, belirli gereklilikleri karşılamak için işletmelerin süreçlerini organize etmelerini ve yönetmelerini sağlar. Yönetim Sistemlerinin Önemi ve Faydaları Yönetim sistemleri işletmelere birçok avantaj sağlar. Bu sistemlerin kullanılması, işletmelerin aşağıdaki faydaları elde etmelerine yardımcı olur: Süreçlerin standartlaştırılması ve etkin bir şekilde yönetilmesi Kalite standartlarının karşılanması ve müşteri memnuniyetinin artırılması Risklerin önceden belirlenmesi ve yönetilmesi Maliyetlerin azaltılması ve verimliliğin artırılması Yasal düzenlemelere uyumun sağlanması İş sağlığı ve güvenliği performansının iyileştirilmesi İç ve dış paydaşların güveninin kazanılması İnovasyon ve sürekli iyileştirme kültürünün oluşturulması Farklı Yönetim Sistemleri Türleri Yönetim sistemleri, işletmelerin farklı alanlarda hedeflerine ulaşmak ve performanslarını iyileştirmek için kullandıkları çeşitli sistemlerden oluşur. İşletmelerin ihtiyaçlarına ve hedeflerine bağlı olarak farklı yönetim sistemleri uygulanabilir. İşte yaygın olarak kullanılan bazı yönetim sistemleri türleri: . ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi: ISO 9001, işletmelerin kalite yönetim süreçlerini düzenlemek için kullanılan uluslararası bir standarttır. Bu sistem, işletmelerin müşteri memnuniyetini artırmak, süreçlerini iyileştirmek ve kalite standartlarını karşılamak için kullanılır. ISO 9001’e uyumlu bir yönetim sistemi, işletmenin kalite politikalarını belirlemesini, süreçlerini kontrol altında tutmasını ve müşteri geri bildirimlerine dayalı olarak sürekli iyileştirmeler yapmasını sağlar. . ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi: ISO 14001, işletmelerin çevresel etkilerini yönetmek ve sürdürülebilirlik ilkelerine uygun bir şekilde faaliyet göstermek için kullanılan bir yönetim sistemidir. Bu sistem, işletmelerin çevresel etkilerini değerlendirmesini, çevresel politikalar belirlemesini ve sürekli iyileştirme çabalarını desteklemesini sağlar. ISO 14001’e uyumlu bir yönetim sistemi, enerji ve kaynak kullanımını optimize eder, atık ve emisyonları azaltır ve çevresel performansı sürekli olarak izler. . ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi: ISO 45001, işletmelerin iş sağlığı ve güvenliği performansını iyileştirmek ve çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumak için kullanılan bir yönetim sistemidir. Bu sistem, işletmelerin riskleri değerlendirmesini, iş sağlığı ve güvenliği politikalarını uygulamasını ve çalışanların katılımını teşvik etmesini sağlar. ISO 45001’e uyumlu bir yönetim sistemi, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemeye yönelik tedbirler alır, acil durum planlarını geliştirir ve iş sağlığı ve güvenliği performansını sürekli olarak izler. . Diğer Yönetim Sistemleri Yukarıda belirtilenlerin yanı sıra, işletmelerin farklı alanlarda ihtiyaçlarına yönelik olarak diğer yönetim sistemleri de uygulanabilir. Örneğin, proje yönetimi, bilgi güvenliği yönetim sistemi, enerji yönetimi, tedarik zinciri yönetimi gibi yönetim sistemleri işletmeler tarafından kullanılabilir. Her bir yönetim sistemi, belirli bir alana odaklanarak işletmelerin performansını iyileştirmeyi hedefler. . Entegre Yönetim Sistemi Entegre yönetim sistemi, işletmelerin farklı yönetim sistemlerini birleştirerek tek bir çerçeve altında yönetmelerini sağlayan bir yaklaşımdır. Bu sistemde kalite yönetimi, çevre yönetimi, iş sağlığı ve güvenliği gibi farklı yönetim alanları bir araya getirilir. Entegre yönetim sistemi, işletmelerin süreçlerini entegre etmelerini, kaynakları daha etkin kullanmalarını ve performanslarını artırmalarını sağlar. Böylece işletmeler, hem maliyetleri düşürürken hem de sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşırken rekabet avantajı elde edebilirler. Her bir yönetim sistemi, kendi standartları, süreçleri ve gereklilikleriyle işletmelerin faaliyetlerini yönlendirir. İşletmeler, belirli bir yönetim sistemi türünü seçerken hedeflerini, faaliyet alanlarını ve paydaş beklentilerini göz önünde bulundurmalıdır. Ayrıca, yönetim sistemlerinin uygulanması sürecinde işletmelerin liderlik, kaynak tahsisi, eğitim ve sürekli iyileştirme gibi faktörlere de önem vermeleri gerekmektedir. Entegre yönetim sistemleri, ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi gibi standartlarla uyumlu olarak uygulanabilir. Bu standartlar, işletmelerin farklı yönetim alanlarında entegrasyonu sağlayarak süreç verimliliğini artırır. Yönetim Sistemleri Uygulama Aşamaları ve Süreci Yönetim sistemleri uygulaması, işletmelerin belirli bir yönetim sistemi standardına uygun olarak faaliyetlerini yönetmeye başlamalarını sağlayan bir süreçtir. İşletmeler, yönetim sistemi uygulamasıyla hedefledikleri performans düzeyine ulaşmayı, süreçlerini iyileştirmeyi ve müşteri beklentilerini karşılamayı hedefler. İşte yönetim sistemleri uygulama aşamaları ve süreci: Adım 1: Yönetim Sistemi Planlaması: Yönetim sistemi uygulamasının ilk adımı, işletmenin hedeflerini ve ihtiyaçlarını belirlemektir. İşletme, hangi yönetim sistemi standardını uygulayacağına karar verir ve bu süreci yönetecek bir ekip oluşturur. Yönetim sistemi planlaması aşamasında, kaynakların tahsisi, görev ve sorumlulukların belirlenmesi ve uygulama takvimi oluşturulması gibi konular ele alınır. Adım 2: Süreçlerin Değerlendirilmesi: Yönetim sistemi uygulamasının ikinci adımı, işletmenin mevcut süreçlerini değerlendirmektir. Bu aşamada, işletmenin süreçlerini belirlemek, iş akışlarını analiz etmek ve iyileştirme fırsatlarını tespit etmek önemlidir. İşletme, belirli bir yönetim sistemi standardına göre süreçlerini yeniden düzenler ve gerektiğinde yeni süreçler oluşturur. Adım 3: Dokümantasyon Hazırlığı: Yönetim sistemi uygulamasının üçüncü adımı, belgelendirme ve dokümantasyon hazırlığıdır. İşletme, yönetim sistemi için gerekli dokümantasyonu oluşturur veya mevcut dokümantasyonu günceller. Bu, politika ve prosedürlerin yazılması, talimatların hazırlanması ve gerektiğinde eğitim materyallerinin oluşturulması gibi faaliyetleri içerir. Dokümantasyon, yönetim sisteminin doğru şekilde uygulanmasını ve süreçlerin tutarlılığını sağlar. Adım 4: Uygulama ve Eğitim: Yönetim sistemi uygulamasının dördüncü adımı, yönetim sisteminin işletme içinde uygulanması ve çalışanlara eğitim verilmesidir. İşletme, politika ve prosedürlerin uygulanmasını sağlamak için çalışanları bilgilendirir, eğitir ve farkındalık yaratır. Eğitim süreci, işletme içindeki çalışanların yönetim sistemi gerekliliklerini anlamalarını ve uygulamalarını sağlamak için önemlidir. Eğitimler, süreçlerin nasıl izleneceği, kayıtların nasıl tutulacağı ve hedeflere nasıl ulaşılacağı gibi konuları kapsar. Adım 5: İç Denetim ve Gözden Geçirme: Yönetim sistemi uygulamasının beşinci adımı, iç denetim ve gözden geçirmedir. İşletme, belirlenen yönetim sistemi standardına uygunluğu değerlendirmek için periyodik iç denetimler yapar. Bu denetimler, süreçlerin etkinliğini, uyumluluğunu ve sürekli iyileştirme fırsatlarını

Belgelendirme nedir?Belgelendirme Firması Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Belgelendirme Hizmeti ve Belgelendirme Kuruluşları

Günümüzde pek çok işletme, ürün ve hizmetlerini tüketicilere sunmadan önce belgelendirme sürecini tamamlamaktadır. Belgelendirme, işletmelerin ürünlerinin, hizmetlerinin veya işletme yönetim sistemlerinin uluslararası standartlara uygun olduğunu kanıtlamalarını sağlar. Bu nedenle, birçok belgelendirme firması tarafından sunulan farklı belgelendirme çeşitleri mevcuttur. Bu yazıda, belgelendirme hakkında tüm detaylarıyla kapsamlı bir şekilde ele alacağız. Belgelendirme Nedir? Belgelendirme, bir ürün, hizmet veya işletme yönetim sisteminin belirli bir standarda uygun olduğunu kanıtlamak için yapılan bir süreçtir. Belgelendirme, bir belgelendirme kuruluşu tarafından gerçekleştirilir ve belirli bir standarda uygunluk konusunda bağımsız bir gözlemci tarafından gerçekleştirilir. Belgelendirme Çeşitleri Ürün Belgelendirme: Bir ürünün belirli standartlara uygunluğunu doğrulamak amacıyla yapılan bir süreçtir. Örneğin, bir elektronik cihazın CE Belgesi veya FCC belgesi gibi belgeler, ürün belgelendirmesi örnekleridir. Veya ülkemizde kullanılan TSE belgesi, ürün belgelendirmesi kapsamına girmektedir. Türk Standartları Enstitüsü (TSE), ürünlerin belirli standartlara uygun olduğunu doğrulamak amacıyla TSE belgesi verir. Bu belge, ürünlerin kalitesini ve güvenilirliğini doğrular ve tüketicilere ürünler hakkında güvenli ve doğru bilgi verir. TSE belgesi, genellikle inşaat malzemeleri, elektrikli ev aletleri, oyuncaklar, tekstil ürünleri, gıda ürünleri gibi birçok farklı ürün kategorisi için verilir. Sistem Belgelendirme: Bir kuruluşun yönetim sisteminin belirli standartlara uygun olduğunu doğrulamak amacıyla yapılan bir süreçtir. Örneğin, bir işletmenin ISO 14001 çevre yönetim sistemi belgesi, sistem belgelendirme örneklerinden biridir. Kalite Belgelendirme: Bir kuruluşun kalite yönetim sisteminin belirli standartlara uygun olduğunu doğrulamak amacıyla yapılan bir süreçtir. Örneğin, ISO 9001:2015 kalite yönetim sistemi belgesi, kalite belgelendirme örneklerinden biridir. Mesleki Yeterlilik Belgesi: MYK belgesi, Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından verilen bir belgedir. Bu belge, bir kişinin belirli bir meslekte sahip olması gereken bilgi, beceri ve yetkinlikleri belgeler. MYK belgesi, bir kişinin mesleki yeterliliğinin doğrulanması için gereklidir ve belirli bir meslekte çalışmak isteyenlerin bazı durumlarda zorunlu tutulur. Örneğin, inşaat sektöründe çalışmak isteyenlerin belirli bir seviyede mesleki yeterlilik belgesine sahip olmaları gerekmektedir. MYK belgesi, birçok farklı meslek dalı için verilmektedir ve belgelendirme süreci, mesleğin gerekliliklerine göre değişebilir. Hizmet Yeterlilik Belgesi: Bir hizmetin kalitesinin belirlenmesinde kullanılan bir ölçüttür. Örneğin, bir turizm işletmesinin “Mavi Bayrak” ödülü, hizmet yeterlilik belgesi olarak kabul edilebilir. Proses Belgelendirme: Bir firmanın belirli bir sürecin belirli standartlara uygun olduğunu doğrulamak amacıyla yapılan bir süreçtir. Örneğin, bir üretim işletmesinin üretim süreçleri için ISO 22000 gıda güvenliği yönetim sistemi belgesi, proses belgelendirme örneklerinden biridir. Belgelendirme Süreci Belgelendirme süreci, işletmelerin ürünlerinin, hizmetlerinin veya işletme yönetim sistemlerinin standartlara uygunluğunu belgelemek için yapılan bir süreçtir. Belgelendirme süreci, belgelendirme kuruluşu ve işletme arasında iş birliği ile gerçekleştirilir. Belgelendirme süreci şu adımlardan oluşur: Başvuru: İşletme, belgelendirme kuruluşuna başvurarak belgelendirme sürecini başlatır Sözleşme: Belgelendirme kuruluşu, işletme ile bir sözleşme yaparak belgelendirme sürecini detaylandırır. Ön Değerlendirme: Belgelendirme kuruluşu, işletmenin standartlara uygunluğunu belirlemek için ön değerlendirme yapar. Bu değerlendirme sonucunda işletmenin eksikleri tespit edilir ve gerekli düzeltme faaliyetleri belirlenir. Belgelendirme Denetimi: Belgelendirme kuruluşu, işletmenin standartlara uygunluğunu belirlemek için bir denetim gerçekleştirir. Denetim sonucunda işletmenin standartlara uygunluğu belirlenir ve belgelendirme kararı verilir. Belgelendirme: Belgelendirme kuruluşu, işletmeye belgelendirme belgesi verir ve işletmenin standartlara uygunluğunu belgeleyen işareti kullanmasına izin verir. Gözetim Denetimi: Belgelendirme kuruluşu, belgelendirme sürecinin devamını sağlamak için periyodik olarak işletmeye gözetim denetimi yapar. Yenileme Denetimi: Belgelendirme belgesi belirli bir süre sonra yenilenir. Belgelendirme kuruluşu, yenileme denetimi yaparak işletmenin standartlara uygunluğunu kontrol eder ve belgelendirme belgesinin yenilenmesi kararını verir. Alınan her belge, işletmelerinizin standartlara uygunluğunu belgeleyerek müşteri memnuniyetini artırır ve işletmelerin rekabet gücünü artırır. Belgelendirme Firmaları Belgelendirme firmaları, ürün, hizmet veya işletme yönetim sistemlerinin belirli standartlara uygun olduğunu belgelemek için belgelendirme süreci sunan kuruluşlardır. Belgelendirme kuruluşları, uluslararası akreditasyon kurumları tarafından akredite edilir ve bu kurumlar tarafından belirlenen standartlara uygunluk kurallarına uymak zorundadır. Belgelendirme firmaları, ISO 9001:2015, ISO 14001:2015, ISO 45001:2018 gibi birçok uluslararası standarda uygunluk belgelendirmesi sunmaktadır. Belgelendirme süreci, işletmelerin ürünlerinin, hizmetlerinin veya işletme yönetim sistemlerinin standartlara uygunluğunu kanıtlamalarına yardımcı olur ve bu da müşterilere güven verir. Belgelendirme firmaları, belgelendirme süreci için belirli bir ücret talep ederler ve bu ücretler, belgelendirme kuruluşunun büyüklüğüne, deneyimine ve sunulan belgelendirme çeşitlerine göre değişir. Belgelendirme Firması Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir? Belgelendirme süreci, işletmeler için önemli bir adımdır ve doğru belgelendirme kuruluşunun seçilmesi, işletmenin başarısı için hayati önem taşır. Belgelendirme firması seçerken aşağıdaki faktörlere dikkat etmek gerekmektedir: Akreditasyon: Belgelendirme kuruluşunun uluslararası akreditasyon kurumları tarafından akredite edilmiş olması önemlidir. Akreditasyon, belgelendirme kuruluşunun güvenilirliğini artırır. Denetçi Kalitesi: Belgelendirme firmasının denetçilerinin yetkinliği ve deneyimi, belgelendirme sürecinin kalitesini etkiler. İyi bir belgelendirme kuruluşu, denetçilerinin kalitesini sürekli olarak kontrol eder ve geliştirir. İlgili Standartlar: Belgelendirme kuruluşunun belgeleme süreci için geçerli olan standartları tam olarak anlaması önemlidir. İyi bir belgelendirme kuruluşu, belgeleme sürecinde işletmelerin gereksinimlerine uygun olan doğru standardı belirler ve işletmenin standartlara uygunluğunu doğru bir şekilde değerlendirir. Hizmet Kalitesi: Belgelendirme kuruluşlarının hizmet kalitesi, işletmenin belgelendirme sürecinin başarısını etkiler. İyi bir belgelendirme kuruluşu, müşteri odaklı hizmet sunarak, işletmelerin gereksinimlerini anlar ve süreci etkili bir şekilde yönetir. Referanslar: Belgelendirme firmalarının daha önce çalıştığı işletmelere ait referansları incelenerek, kuruluşun kalitesi hakkında fikir sahibi olunabilir. Referanslar, belgelendirme kuruluşunun müşterilerinin memnuniyet seviyesi hakkında bilgi verir. Vertacert ile Çalışma Ayrıcalığını Yakalayın Vertcert, müşterilerine çeşitli yönetim sistemleri ve standartlarına uygunluk belgelendirme hizmetleri sunan güvenilir bir firma olarak öne çıkmaktadır. ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi, ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi, ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi ve diğer birçok standart ve yönetim sistemine uygunluk belgelendirme hizmetlerimizi siz değerli müşterilerimize sunmaktayız. Vertacert Belgelendirme, deneyimli ve uzman kadrosu ile müşterilerinin ihtiyaçlarını anlamakta ve yönetim sistemlerinin kurulması, uygulanması ve iyileştirilmesi konusunda destek vermektedir. Belgelendirme süreci boyunca müşterilerine profesyonel bir yaklaşım sergileyerek, standartlara uygunluğu denetlemekte ve belgelendirme sürecinin başarıyla tamamlanmasını sağlamaktadır. Vertacert ile çalışmanız, siz değerli iş ortaklarımızın, iş süreçlerinin daha verimli hale gelmesine ve işlerinizdeki kalite ve güvenilirlik seviyelerinin artmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca, belgelendirme sürecinin tamamlanmasıyla birlikte, müşterilerimizin ürün ve hizmetlerindeki kalite seviyesi ile birlikte çevresel ve sosyal sorumluluklarına da dikkat ettiğimizi göstermekteyiz.

AT Uygunluk beyanı, uygunluk belgesi, ce self deklarasyon nedir?

AT Uygunluk Beyanı

AT Uygunluk Belgesi Nedir? AT uygunluk beyanı, Avrupa Birliği (AB) mevzuatına uygunluk sağlamak için üretici tarafından hazırlanan bir belgedir. Bu beyan, ürünlerin AB mevzuatına uygunluğunu doğrulayan ve üreticinin sorumluluğunu kanıtlayan önemli bir belgedir. AT uygunluk beyanı, AB pazarında satılan ve kullanılan tüm ürünler için gereklidir. Bu belge, üretici tarafından hazırlanır ve ürünlerin sağlık, güvenlik ve çevre açısından AB mevzuatına uygun olduğunu doğrular. AT uygunluk beyanı, üretici tarafından verilir ve ürünlerin doğru şekilde etiketlendiğini, kullanım talimatlarının doğru olduğunu ve güvenli olduğunu belirtir. Ayrıca, ürünün teknik özellikleri hakkında da bilgi verir ve bu özelliklerin AB mevzuatına uygun olduğunu doğrular. Ürünlerin AT uygunluk beyanı verilebilmesi için, AB mevzuatına uygunluğu sağlamak için gerekli testlerin yapılması ve belgelendirmenin tamamlanması gerekir. Üreticiler, ürünlerinin AB mevzuatına uygun olduğunu doğrulamak için birçok farklı test ve belgelendirme sürecinden geçerler. Bu süreçler, üreticinin ürünlerinin güvenliği, sağlık ve çevre açısından AB mevzuatına uygun olduğunu doğrular. Sonuç olarak, AT uygunluk beyanı, üreticinin ürünlerinin AB mevzuatına uygun olduğunu doğrulayan ve ürünlerin AB pazarında serbestçe satılmasına izin veren önemli bir belgedir. Tüm üreticiler, ürünlerinin AB mevzuatına uygun olduğunu doğrulamak için bu belgeyi hazırlamak zorundadır ve bu belge, ürünlerinin güvenliği, sağlık ve çevre açısından uygun olduğunu doğrular. Kimler CE Self Deklarasyonu Hazırlayabilir? CE self deklarasyonu, üreticinin veya ithalatçının, ürününün ilgili AB yönetmeliklerine ve standartlara uygun olduğunu kendisinin değerlendirerek beyan ettiği bir yöntemdir. Bu yöntemde üretici veya ithalatçı, ürünü test eder, teknik dosya hazırlar, CE işareti iliştirir ve uygunluk beyanı düzenler. Bu şekilde ürünü piyasaya arz edebilir. CE self deklarasyonu, ürünün onaylanmış bir kuruluş tarafından test edilmesini veya sertifikalandırılmasını gerektirmeyen durumlarda uygulanabilir. Bu durumda üretici veya ithalatçı, ilgili yönetmeliklere ve standartlara hakim olmalı ve test ve uygunluk değerlendirme işlemini doğru yapmalıdır. Aksi takdirde yasal sorumluluklar doğabilir CE belgesi, bir ürünün AB gerekliliklerine uygun olduğunu gösteren bir işarettir. Ürün üzerine iliştirilir ve üretici tarafından verilir. CE belgesi için onaylanmış kuruluş şartı, ürünün hangi direktife tabi olduğuna bağlıdır. Bazı direktifler, ürünün piyasaya arz edilmesi için onaylanmış kuruluş tarafından test edilmesini veya sertifikalandırılmasını zorunlu kılar. Bazı direktifler ise üreticinin kendi sorumluluğunda CE belgesi düzenlemesine izin verir. Bu durumda onaylanmış kuruluşa ihtiyaç duyulmaz. Ürününüzün hangi direktife tabi olduğunu ve onaylanmış kuruluş gerekip gerekmediğini öğrenmek için AB’nin Yeni Yaklaşım Onaylanmış Kuruluşlar Bilgi Sistemi NANDO üzerinden sorgulayabilirsiniz veya firmamızdan destek isteyebilirsiniz. AT uygunluk beyanı, üreticinin veya yetkili temsilcinin, ürünün ilgili direktiflere ve standartlara uygun olduğunu imzalayarak beyan ettiği bir belgedir. Ürünle birlikte sunulur ve üretici tarafından hazırlanır. CE belgesi ve AT uygunluk beyanı, ürünün AB pazarına girebilmesi için gerekli olan belgelerdir Uygunluk Beyanı Nasıl Hazırlanır ? AT uygunluk beyanı hazırlama süreci, üreticinin ürünlerinin AB mevzuatına uygunluğunu doğrulamak için gereken tüm adımları takip etmesini gerektirir. İşte AT uygunluk beyanı hazırlama sürecinin adımları: Uygunluk beyanı hazırlama süreci, üreticilerin ürünlerinin AB mevzuatına uygunluğunu doğrulamaları için gereken tüm adımları takip etmelerini gerektirir. Bu süreç, ürünlerin AB pazarında serbestçe satılmasına izin verir ve üreticinin ürünlerinin AB mevzuatına uygun olduğunu gösterir. Ayrıca, AT uygunluk beyanı, üreticinin sorumluluğunu kanıtladığı için, herhangi bir sorun çıkması durumunda üreticinin savunmasını kolaylaştırır. AB uygunluk beyanı, ürünlerin AB mevzuatına uygunluğunu doğrulamak için çok önemlidir. Bu nedenle, üreticilerin bu belgeyi doğru bir şekilde hazırlaması ve gerektiğinde güncellemesi gerekmektedir. Ayrıca, AT uygunluk beyanı hazırlama süreci, ürünlerin kalitesini artırmak için de önemlidir. Bu nedenle, üreticilerin AT uygunluk beyanı hazırlama sürecini doğru bir şekilde takip etmeleri ve ürünlerinin AB mevzuatına uygunluğunu doğrulamaları gerekmektedir. Böylece, ürünleri AB pazarında serbestçe satılabilir hale gelir ve üreticinin sorumluluğunu kanıtlayan bir belgeye sahip olurlar.

hazop nedir

HAZOP VE LOPA Nedir?

HAZOP (Hazard and Operability) Nedir? Tehlike ve İşletilebilirlik Analizi (HAZOP), sistem incelemesi ve risk yönetimi için yapılandırılmış sistematik bir tekniktir. HAZOP genellikle bir sistemdeki potansiyel tehlikeleri ve uygun olmayan ürünlere yol açabilecek işletilebilirlik problemlerini tanımlamaya yönelik bir teknik olarak kullanılmaktadır. HAZOP, risk olaylarının tasarım veya işletme amaçlarındaki sapmalardan kaynaklandığını varsayan bir teoriye dayanmaktadır. Bu tür sapmaların tanımlanması, sistematik bir sapma perspektifleri listesi olarak “kılavuz kelimeler” (hayır ya da değil, erken, geç, daha fazla, daha az, önce, sonra vb gibi) setleri kullanılarak kolaylaştırılmaktadır. Bu yaklaşım, potansiyel sapmaları keşfederken ekip üyelerinin hayal gücünü canlandırmaya yardımcı olan HAZOP metodolojisinin en önemli özelliğidir. Bir risk değerlendirme aracı olarak HAZOP genellikle şu şekilde tanımlanmaktadır: Bir beyin fırtınası tekniği Niteliksel bir risk değerlendirme aracı Başarının konu uzmanlarının geçmiş deneyimlere ve genel konu uzmanlığına dayalı sapmaları tahmin etme yeteneğine bağlı olduğu “aşağıdan yukarıya” bir risk tanımlama yaklaşımı olduğu anlamına gelen tümevarımsal bir risk değerlendirme aracı HAZOP Nerelerde Kullanılır? HAZOP, tesisler, ekipman ve süreçlerdeki tehlikeleri değerlendirmek için literatürdeki en uygun yöntemlerden biridir ve sistemleri birden fazla perspektiften değerlendirme yeteneğine sahiptir. HAZOP’un kullanıldığı alanlar ve fonksiyonlarını şöyle özetleyebiliriz: Tasarım Kullanıcı spesifikasyonlarını ve güvenlik standartlarını karşılamak için sistem tasarım kapasitesini değerlendirmek Sistemlerdeki zayıflıkların belirlenmesi Fiziksel ve operasyonel ortamlar Sistemin uygun şekilde yerleştirildiğinden, desteklendiğinden, hizmet verildiğinden, kapsandığından vb. emin olmak için ortamın değerlendirilmesi. Operasyonel ve prosedürel kontroller Tasarlanmış kontrollerin (otomasyon gibi), operasyon dizilerinin, prosedürel kontrollerin (insan etkileşimleri, çevresel faktörler vs) vb. değerlendirilmesi. Farklı çalışma modlarının; başlatma, bekleme, normal çalışma, sabit ve kararsız durumlar, normal kapatma, acil kapatma vb. değerlendirilmesi HAZOP Süreci Nasıl İşler? HAZOP analiz süreci dört aşamada gerçekleştirilmektedir: Tanım Kapsamı ve hedefleri tanımlayın Sorumlulukları tanımlayın Takım seçin Hazırlık Çalışmayı planlayın Veri toplayın Kayıt stiline karar verin Süreyi tahmin edin Çalışma programı düzenleyin İnceleme Sistemi parçalara ayırın Bir parça seçin ve tasarım amacını tanımlayın Her öğede kılavuz sözcükleri kullanarak sapmayı tanımlayın Sonuçları ve nedenleri tanımlayın Önemli bir sorun olup olmadığını belirleyin Koruma, algılama ve gösterge mekanizmalarını tanımlayın Olası iyileştirici/hafifletici önlemleri belirleyin (isteğe bağlı) Eylemleri kabul edin Her öğe ve ardından her bölüm için tekrarlayın Dokümantasyon ve takip İncelemeyi kaydedin Belgeleri imzalayın Çalışmanın raporunu çıkarın Eylemlerin uygulandığını takip edin Gerekirse sistemin herhangi bir parçasını yeniden inceleyin Nihai çıktı raporunu hazırlayın LOPA (Layer of Protection Analysis) Nedir? Koruma Katmanı Analizi (LOPA), HAZOP gibi bir risk tanımlama analizi temelinde geliştirilen bir çalışmadır. Bu çalışmanın temel amacı, belirli bir riskin potansiyel sonuçlarına karşı mevcut karşı önlemleri belirlemektir. Çalışma, belirli bir tehlike olasılığının nicelleştirilmesinden başlayarak, sistemi analiz etmekte ve nicel bir yaklaşım kullanarak, incelenen tehlikeye karşı hafifletme önlemlerini belirlemektedir. Karşı önlemler veya diğer ismiyle “koruyucu katmanlar” etkili olabilmek için birbirinden bağımsız olmalıdır. Her türlü karşı önlem bir kez belirlendikten sonra, bu güvenlik önlemleri ile riskler azaltılabilmektedir. Fakat risklerin ne ölçüde tolere edilebildiğini görebilmek için LOPA gibi çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. LOPA yaygın olarak halihazırda yerinde olan sistemlere ve halihazırda kurulmuş olan güvenlik önlemlerine uygulanmaktadır. Çalışmanın kapsamı, sistemin zayıf yönlerini bulmak ve riski değerlendirmektir. LOPA, hangi ek güvenlik önlemlerinin gerekli olduğunu önermemektedir. LOPA analizinde koruma katmanı, süreç tasarımı ve bakımıyla ilgili bağımsız bir dizi öğe olarak tanımlanmaktadır. Bunları şöyle örneklendirebiliriz: Süreç (daha güvenli tasarım) Süreç tasarımı BPCS (Basit Proses Kontrol Sistemleri) Alarm / operatör eylemi Otomatik eylem (SIS (Güvenlik Enstrümanlı Sistemler) veya ESD (Acil Kapatma)) Aktif / pasif koruma Tesis acil müdahale Tesis acil durum prosedürü Topluluk acil müdahale Diğer LOPA Süreci Nasıl İşler? LOPA’nın gelişimi, diğer birçok risk değerlendirme analizinde olduğu gibi, doğru bir dizi adım veya aşamadan oluşmaktadır. LOPA risk değerlendirmesi için temel adımlar tipik olarak şunlardır: Sonucu tanımlayın Risk tolerans kriterlerini tanımlayın İlgili kaza senaryosunu tanımlayın Başlatan olay sıklığını belirleyin Koşulları, koşullu değiştiricileri (varsa) tanımlayın ve PFD’yi (Talep Üzerine Başarısızlık Olasılığı) tahmin edin Azaltılmamış sonucun ara frekansını tahmin edin IPL’leri (bağımıs koruma katmanları) tanımlayın ve her IPL için talep üzerine hata olasılığını tahmin edin Azaltılmış sonuç sıklığını belirleyin Ek IPL ihtiyacını değerlendirin

Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği Nedir?

Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği Nedir?

Genel Ürün Güvenliği Genel Ürünü Güvenliği, 2001/95/AT sayılı Avrupa direktifi referans alınarak hazırlanmış bir yönetmeliktir. Temel amacı, tüketicinin kullanımına sunulmak üzere piyasaya arz edilen ürünlerin güvenli olmasını sağlamak ve bu konuda üreticilere, dağıtıcılara ve yetkili kuruluşlara düşen görevleri açıklamaktır. Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği’nde açıklanan güvenlik gereksinimlerini karşılamayan ürünlerin piyasada bulundurulması yasaktır. Böyle bir durumda ürünün güvenliği olduğunun çeşitli belge, doküman, uzman görüşü vb gibi araçlar kullanılarak ispatlanması gerekmektedir. Bu tür bir çalışma mümkün değilse ürünlerin geri çağırılması / piyasadan toplatılması istenmektedir. Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği’ne uyulmadığı takdirde çeşitli idari yaptırımlar söz konusu olabilmektedir. Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği, 11 Mart 2021 tarihinde Ticaret Bakanlığı tarafından 31420 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 2001/95/AT sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin yayınladığı Genel Ürün Güvenliği Direktifi dikkate alınarak hazırlanan bu yönetmelik ürünlerin her koşulda asgari güvenlik gereksinimlerini karşılamasını amaçlamaktadır. Piyasaya yeni arz edilecek veya halihazırda piyasada bulunan tüm ürün gruplarını kapsayan yönetmelik, satış kanalı veya tekniği fark etmeksizin her türlü ürün için uygulanabilmektedir. Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği, söz konusu ürünlerin güvenliğine ilişkin herhangi teknik düzenleme bulunmadığı veya yapılan düzenlemenin insan sağlığı ve güvenliği için kapsayıcı hükümler içermediği durumlarda devreye girmektedir. Yönetmeliğe göre bir ürünün güvenliği şu araçlar vasıtasıyla doğrulanabilmektedir: Referans numaraları Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nde yayımlanan ve ürün güvenliğine ilişkin maddeler içeren Avrupa standartları Bu kapsama girmeyen Avrupa standartlarına karşılık gelen ulusal standartlar Uluslararası düzeyde geçerli olan ve genel ürün güvenliğine ilişkin hükümler açıklayan standartlar Çeşitli yetkili kuruluşların ürün güvenliği ile ilgili hazırladığı ve ilgili taraflar için kılavuz olarak kabul edilen dokümanlar, açıklamalar ve görüşler Ürünlerin kapsamına girdiği sektörde uygulanan iyi uygulama kodları (İyi Tarım Uygulamaları, İyi Üretim Uygulamaları, İyi Hijyen Uygulamaları vb) Mevcut teknoloji ve teknik altyapının gelişmişlik düzeyi Tüketicilerin ürünlerin güvenliği konusunda oluşmuş ve makul sayılabilecek beklentileri Bu araçlar ürünün güvenliğine ilişkin belirli kanıtlar ortaya koyabilmektedir. Fakat yine de piyasayı düzenleyen yetkili kuruluşlar söz konusu ürün ya da ürün grubunun güvensiz olduğuna kanaat getirebilmektedir. Bu durumda, ürünün piyasaya arzının durdurulması, piyasadaki ürünlerin geri çekilmesi ve ilgili yaptırımların uygulanması gibi hükümler geçerliliğini korumaktadır. Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği – Tarafların Yükümlülükleri Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği üreticiler ve dağıtıcılar için belirli yükümlülükler belirlerken yetkili kuruluşların yetki ve sorumluluklarını açıklamaktadır. Tarafların yükümlülüklerini şöyle açıklayabiliriz: Üreticiler: Ürün üzerine ürüne de işletmeye ait bilgilerin yanı sıra iletişim ve tescil bilgilerini tüketicilerin kolaylıkla anlayabileceği şekilde eklemelidir. Piyasaya arz edeceği ve halihazırda piyasada bulunan ürünleri için çeşitli güvenlik testlerini yapmalıdır. Ürünlerle ilgili tüketici şikayetlerini alacak ve bunları değerlendirecek bir yönetim sistemi kurmalıdır. Ürün geri çağırma mekanizması olmalıdır. Ürünün ihtiva ettiği risklerle ilgili tüketicileri etkin ve yeterli düzeyde uyarmalıdır. Ürünlerin risklerini azaltmaya yönelik girişimlerde bulunmalı ve alınacak önlemler konusunda diğer paydaşlarıyla iş birliği yapmalıdır. Dağıtıcılar: Genel ürün güvenliği konusunda üreticilerle ve diğer yetkili kuruluşlarla iş birliği yapmalıdır. Ürünün güvenlik riskleri ile ilgili yetkili merciilere bilgilendirme yapmalıdır. Yetkili kuruluşların ürünle ilgili hazırladığı talimatlara uymalıdır. Sadece ürün güvenliği doğrulanmış ürünleri tedarik etmelidir. Üreticilerden ürün güvenliği konusunda aldığı bilgileri tedarik zincirinin bir sonrasındaki halkaya aktarmalıdır. Yetkili kurum kuruluşlar: Genel ürün güvenliğini ilgilendiren konularda piyasa düzenlemesi yaparlar. Bu bağlamda, ürün doğrulama, sertifikasyon, denetleme vb gibi çalışmalar yürütür. Ürün güvenliği farkındalığını artırmak için ilgili tüm taraflarla iş birliği yapar ve onların çalışmalarını destekler. Genel Ürün Güvenliği Neden Önemli? Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği, tüketici sağlığının korunması ve ürün güvenliğinden kaynaklı risklerin kontrol altına alınıp korunması için büyük önem arz etmektedir. Özellikle üreticilerin ürün tasarımı, üretimi, dağıtımı ve kullanılması gibi adımlarda bu yönetmeliğin gerekliliklerini karşılayacak yaklaşımlar sergilemesi gerekmektedir. Bu nedenele, Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği’ne uyum konusunda firmaların danışmanlık desteği almasında fayda olacaktır. Zira, yönetmeliği aykırı bir durum tespit edilmesi durumunda çok daha büyük maliyetler ve uzun süreçler ortaya çıkacaktır. Bunun önlenmesi için danışmanlık firmalarından konuyla ilgili destek alınmalıdır.

makine ce belgesi

Makine Risk Değerlendirmesi Nedir?

Bir makineyle ilgili tehlikeleri belirlemek, belgelemek, ortadan kaldırmak veya azaltmak için makine risk değerlendirmesi çalışması kullanılır. Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde hayatımızın her alanında ve tüm endüstrilerde makinelerden yararlanmaktayız. Geçmişe göre oldukça kompleks ve çok yönlü tasarımları ve farklı çalışma prensipleri bulunan bu makineler, insan sağlığı ve çevre açısından birtakım riskler ihtiva etmektedir. Makine risk değerlendirmesi (machine risk assessment), makinelerin çalışmasından kaynaklı doğrudan ve dolaylı risklerin belirlenmesi ve kontrol altına alınmasını sağlamaktadır. Birçok farklı standart, yaklaşım ve metoloji ile yapılan makine risk değerlendirmesi çalışmaları, iş ve işçi sağlığı ve güvenliği için son derece önemlidir. Makine risk değerlendirmesi, sektör farketmeksizin her türlü üretim sahasında çalışan makinelerin emniyet ve güvenliğini sağlamakta ve bu konuda sistematik bir yaklaşım geliştirilmesine yardımcı olmaktadır. Makine Risk Değerlendirmesi Nasıl Yapılır? Makine risk değerlendirmesinin temelde potansiyel tehlikelerin bu tehlikelerin potansiyel şiddetinin tehlikelere maruz kalma sıklığının ve tehlikeleri en aza indirmek ve zarardan kaçınmak için uygulanacak stratejilerin belirlenmesi için kullanıldığını söyleyebiliriz. Makine risk değerlendirmesinin bir makineyle ilgili tüm güvenlik sorunlarına her zaman bir çözüm olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu çalışma, bir üretim tesisi için sıfır tehlikeli bir çalışma ortamı sağlamamakta, fakat risklerin açıkça ortaya konması, kabul edilebilir düzeye indirilmesi ve sürdürülebilir bir şekilde ortadan kaldırılması için bir eylem planı hazırlanmasına yardımcı olmaktadır. Makine risk değerlendirmesi özetle şu adımlar oluşmaktadır: İş yerindeki görevlerin ve ilgili tehlikelerin belirlenmesi Zarar olasılığının ve şiddetinin değerlendirilmesi Tehlikenin ortadan kaldırılması ya da koruma yöntemlerinin kullanılması yoluyla zarar riskinin azaltılması Süreçlerin ve sonuçların belgelenmesi Makine risk değerlendirme süreci ve süreç sonucunda hazırlanan dokümanlar sayesinde, bir makine üreticisi veya bir işveren, güvenli bir iş yeri ve kaliteli bir ürün sağlama konusunda gerekli adımları atabilir ve bu konuda sürdürülebilir politikalar geliştirebilir. Risk değerlendirme çalışmaları için günümüzde en sık başvurulan standartlar ve yöntemler şunlardır: ANSI/RIA R15.06 -1999: Endüstriyel Robotlar ve Robot Sistemleri için Güvenlik Gereksinimleri ANSI B11 TR3: Risk Değerlendirmesi ve Risk Azaltma ISO 14121 (EN 1050): Risk Değerlendirme Prensipleri OSHA 3071: İş Tehlike Analizi ANSI/NFPA 70 Ulusal Elektrik Kodu (NFC) ANSI/NFPA 79 Endüstriyel Makineler için Elektrik Standardı ASME B20.1 Konveyörler için Güvenlik Standartları IEC 812 FMEA Hata Modu ve Etkisi Analizi (FMEA), risk analizi yapmak için kullanılan özel bir prosedürdür. Tehlikeleri tanımlarken bazen tehlikeyi kontrol eden veya insanları tehlikeden koruyan bileşenlere sistematik olarak bakmak gerekir. Güvenlik açısından bileşenlere güveniliyorsa, arıza / hata modları ve bunların güvenlik üzerindeki etkileri analiz edilmelidir. Bu standartların yanı sıra risk değerlendirme sürecini ve belirli güvenlik kategorilerini özetleyen EN 1050 ve ISO 13849-1 standartları da referans alınan diğer dokümanlardır. Makine Risk Değerlendirmesi Hangi Sektörlerde Yapılır? Makine risk değerlendirmesi, iş yerinde kazaların en aza indirilmesi gereken, ürün kalitesi ve performansının kritik olduğu birçok farklı sektörde yapılmaktadır. Fakat bazı sektörlerin, doğası gereği bu çalışmalara daha fazla ihtiyaç duyduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan bazıları şunlardır: Metal şekillendirme / kesme Tıbbi cihazlar Robotik Sigorta Havacılık Yarı iletken Ulaşım Otomotiv Kimya, gıda, sağlık, ilaç Enerji Bu sektörlerin ihtiyacına göre farklı risk değerlendirme çalışmaları mevcuttur. Örneğin birinci seviye değerlendirme çalışması olan yerinde tehlike değerlendirmeleri, makine tehlikelerini ve risk tahminlerini belirlemekte ve makine koruma önerileri sağlamaktadır. Bu yaklaşım tipik olarak birden fazla makineye uygulanmakta ve tesis genelinde makine güvenlik değerlendirmeleri yapmak için uygun maliyetli bir yöntem olmaktadır. Değerlendirme sonucunda aynı ve benzer makineler için, tüm makinelere uygulanabilen tipik bir rapor oluşturulmaktadır Her makine için hazırlanan tehlike değerlendirme raporu aşağıdaki konuları içermektedir: Makine güvenlik tehlikelerinin belirlenmesi Atlanan güvenlik önlemleri için inceleme Makine risk derecesi (mevcut korumalarla birlikte) ve gerekli işlevsel güvenlik performans seviyesi Önerilen risk azaltma önlemleri Önerilen düzeltici eylemler İkinci seviye olarak kabul edilen makine güvenlik değerlendirmesi ise tehlike değerlendirmesinden elde edilen tüm denetimleri ve faaliyetleri; ayrıca mevcut tehlikeleri, makine korumasını, güvenlik sistemlerini ve risk azaltma önlemlerini belirlemek için çalışan bir makinenin incelenmesini ve gözlemlenmesini içermektedir. Bu inceleme, operatörler ve bakım personeli ile yapılan görüşmeleri kapsayabilmektedir: Bu makine risk değerlendirmesi çalışması sonucunda hazırlanan makine güvenlik değerlendirme raporu aşağıdakileri içermektedir: Makine tehlike değerlendirme raporu kriterleri Uyumluluk boşluk analizi – mevcut iş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri, ANSI ve NFPA 79 gibi standartlar ve geçerli kurumsal güvenlik standartları çerçevesinde yapılmaktadır. Tehlike tanımlaması – fotoğraflar ve gözlemlenen makine koruma uyumsuzluklarına ve makine güvenlik tehlikelerine ilişkin notları ve gözlemleri içermektedir. Koruma (tehlike azaltma) tavsiyeleri – tehlikeleri azaltmak için koruma tavsiyelerini, sıkı korumayı, güvenlik sistemlerini ve kontrollerini ve / veya uygulanabilir olduğunda çizimlerle birlikte idari risk azaltma önlemlerini içermektedir. Fonksiyonel güvenlik – gerekli fonksiyonel güvenlik performans seviyesinin belirlenmesini içermektedir.